The St. Regis Budapest Otel
Belle Époque döneminin canlılığından ve Budapeşte’nin tarihî mirasından izler taşıyan The St. Regis Budapest, Caroline Astor ve Maria Klotild’in miraslarını bir araya getiren bir tasarım anlayışıyla ele alınmıştır. Otelin genel kurgusunda tarihî mimari detaylar, bölgenin zanaatkârlık geleneği ve çağdaş konaklama ihtiyaçları birlikte değerlendirilmiştir.
Atriuma açılan görkemli merdivenler, çiçek desenli kafes işçiliği ve farklı kullanım alanlarında devam eden dekoratif detaylar, projenin karakterini belirleyen unsurlar arasında yer almıştır. Otelin 102 oda ve süitinin yanı sıra Klotild Patisserie, The St. Regis Bar ve The St. Regis Spa gibi farklı işlevlere sahip alanları da aynı tasarım yaklaşımı içerisinde ele alınmıştır.
Norde ürünleri, projenin restoran, bar ve lounge gibi farklı kullanım alanlarında oluşturulan mobilya kurgusunun bir parçası olarak kullanılmıştır. Ahşap, mermer ve metal yüzeyler; kumaş ve deri döşemelerle birlikte değerlendirilmiş, farklı renk ve malzeme seçenekleri mekânların karakterine göre kullanılmıştır.
Yemek alanlarında masa ve sandalyeler düzenli oturma grupları oluşturacak şekilde konumlandırılırken, lounge bölümlerinde berjer, kanepe, puf ve yan sehpa gibi tamamlayıcı ürünlerle farklı oturma senaryoları oluşturulmuştur. Bar bölümünde ise daha koyu döşemeler, ahşap yüzeyler ve metal detaylarla birlikte yüksek oturumlu ürünler tercih edilmiştir.
Proje, yalnızca tekil mobilya parçalarının kullanımından öte, farklı işlevlere sahip alanlarda devam eden bütüncül bir mobilya yaklaşımı ortaya koymuştur. Restoran, bar ve lounge gibi farklı kullanım alanlarında tercih edilen norde ürünleri; ölçü, form, malzeme ve döşeme seçenekleriyle mekanların ihtiyaçlarına uyarlanırken, projenin genel renk ve malzeme kurgusuyla uyum içinde kullanılmıştır. Bu yaklaşım, farklı kullanım senaryoları arasında görsel ve işlevsel bir süreklilik oluşturmuştur.










































